Uluslararası Ticari Davalarda Hangi Ülke Hukuku Uygulanır? Yetki ve Tahkim 2026
İçindekiler
- 1. Uluslararası Ticari Dava Nedir? Yabancılık Unsuru ve Kapsam
- 2. Uluslararası Ticari Davalarda Hukuki Dayanak: MÖHUK ve Uluslararası Sözleşmeler
- 3. Hangi Ülke Hukuku Uygulanır? Hukuk Seçimi (İrade Muhtariyeti) İlkesi
- 4. Hukuk Seçimi Yapılmamışsa Uygulanacak Hukuk Kuralları
- 5. Milletlerarası Yetki: Türk Mahkemelerinin Yetkisi Nasıl Belirlenir?
- 6. Uluslararası Ticari Davalarda Sürecin Başlatılması ve İlk Adımlar
- 7. Milletlerarası Tahkim Nedir? Tahkim Anlaşmasının Kurulması
- 8. Tahkimin Avantajları ve Mahkeme Yargılaması ile Karşılaştırma
- 9. Kurumsal Tahkim ve Ad Hoc (Geçici) Tahkim Farkları (ICC, ISTAC, vb.)
- 10. Uluslararası Ticari Davalarda Delillerin Toplanması ve Değerlendirilmesi
- 11. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
- 12. Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi (New York Sözleşmesi)
- 13. Uluslararası Davalarda Teminat (Cautio Judicatum Solvi) Zorunluluğu
- 14. Süreler, Zamanaşımı ve Tebligat Usulleri
- 15. 2025-2026 Yılı Güncel Gelişmeleri ve Yargıtay İçtihatları
- 16. Yabancı Şirketler İçin Pratik Sözleşme Önerileri
- 17. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- 18. Sonuç ve Değerlendirme
Küreselleşen ticaret ağları, sınır ötesi e-ticaretin büyümesi ve uluslararası yatırımların artmasıyla birlikte, ticari uyuşmazlıklar da giderek daha karmaşık bir yapıya bürünmektedir. 2026 yılı itibarıyla ticari aktörlerin en sık karşılaştığı sorunların başında “uluslararası ticari davalarda hangi ülke hukuku uygulanır?” sorusu gelmektedir. İki farklı egemen devlette yerleşik şirketin imzaladığı bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık; sadece maddi hukuku değil, milletlerarası yetki, usul kuralları, tahkim şartları ve yabancı kararların icrası gibi son derece teknik süreçleri beraberinde getirir. Bu rehberde, yabancılık unsuru taşıyan ticari davaların Türk hukuku perspektifinden nasıl yürütüldüğünü, MÖHUK kapsamındaki kanunlar ihtilafı kurallarını ve sözleşmelerde yer alan tahkim şartlarının uyuşmazlık çözümüne etkisini tüm detaylarıyla inceleyeceğiz.
1. Uluslararası Ticari Dava Nedir? Yabancılık Unsuru ve Kapsam
Doğrudan Yanıt: Uluslararası ticari davalar, taraflarından en az biri yabancı uyruklu olan veya yerleşim yeri yurtdışında bulunan, ifa yeri yabancı bir ülke olan, kısacası bünyesinde bir “yabancılık unsuru” barındıran ticari nitelikteki uyuşmazlıklardır.
Bir uyuşmazlığın “uluslararası” ya da Türk hukuku tabiriyle “milletlerarası” nitelik kazanabilmesi için sıradan bir iç hukuk davasından ayrılması gerekir. Türk hukuk sisteminde bu ayrımın temel taşı yabancılık unsuru kavramıdır. Yabancılık unsuru; tarafların uyruğu, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi kişisel unsurlara dayanabileceği gibi; sözleşmenin kurulduğu yer, ifa yeri veya uyuşmazlık konusu malın bulunduğu yer gibi yerel (teritoryal) unsurlara da dayanabilir.
Yabancılık Unsurunu Belirleyen Kriterler
- Tarafların Tabiiyeti: Taraflardan birinin veya her ikisinin yabancı gerçek veya tüzel kişi olması (Örn: İstanbul merkezli bir şirket ile Berlin merkezli bir şirket arasındaki satım sözleşmesi).
- Yerleşim Yeri veya İş Merkezi: Tarafların aynı uyrukta olmasına rağmen, iş merkezlerinin farklı devletlerde bulunması.
- İfa Yeri: Sözleşmeden doğan asli edimin, sözleşmenin yapıldığı ülkeden başka bir ülkede yerine getirilecek olması.
- Sermaye ve Yatırım Hareketi: Sözleşmenin bir devletten diğerine sermaye, mal veya hizmet geçişini sağlaması.
Yabancılık unsuru taşıyan bir davanın ticari sayılabilmesi için ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 3 ve 4 hükümlerine bakılır. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ile her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava kabul edilir. Bu iki kavramın (yabancılık unsuru + ticari iş) birleşmesiyle ortaya çıkan uluslararası ticari davalar, iç hukuk kurallarının doğrudan uygulanamayacağı özel bir inceleme alanı yaratır. [İLGİLİ YAZI: Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Mutlak ve Nispi Ticari Davalar]
2. Uluslararası Ticari Davalarda Hukuki Dayanak: MÖHUK ve Uluslararası Sözleşmeler
Doğrudan Yanıt: Türk hukuk sisteminde uluslararası ticari davaların temel hukuki dayanağı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) olup, uluslararası antlaşmalar (özellikle CISG ve New York Sözleşmesi) Anayasa madde 90 gereği kanunların da üstünde bir normatif değere sahiptir.
Uluslararası bir ticari ihtilaf Türk mahkemelerinin önüne geldiğinde, hakim doğrudan Türk Medeni Kanunu veya Türk Borçlar Kanunu hükümlerine başvuramaz. Hakim öncelikle uyuşmazlığın niteliğini belirler (vasıflandırma) ve kanunlar ihtilafı kurallarını içeren 5718 sayılı MÖHUK‘a gider. MÖHUK, bir uyuşmazlığı esastan çözen maddi hukuk kuralları içermez; aksine, uyuşmazlığa hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını gösteren “işaret edici” kurallardır.
Normlar Hiyerarşisi ve Uluslararası Sözleşmeler
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Uluslararası ticari davalarda, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, MÖHUK’tan bile önce uygulanmak zorundadır. Ticari hayatı en çok etkileyen temel sözleşmeler şunlardır:
- CISG (Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması): Uluslararası mal satım sözleşmelerinde yeknesak (tek tip) maddi hukuk kuralları getirir. İş yerleri CISG’e taraf farklı devletlerde bulunan taraflar arasındaki ticari mal alım satımlarında, taraflar aksini kararlaştırmadıkça doğrudan CISG hükümleri uygulanır.
- New York Sözleşmesi: Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki bu sözleşme, uluslararası ticari tahkimin omurgasını oluşturur.
- Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK): Yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen uyuşmazlıklarda 4686 sayılı kanun devreye girer.
Bu bağlamda “uluslararası ticari davalarda hangi ülke hukuku uygulanır” sorusunun cevabı aranırken mahkemenin izleyeceği yol haritası; öncelikle uluslararası antlaşmalar (CISG vd.), ardından MÖHUK’un kanunlar ihtilafı kuralları, en sonunda ise tespit edilen maddi hukuk (Lex Causae) şeklindedir.
3. Hangi Ülke Hukuku Uygulanır? Hukuk Seçimi (İrade Muhtariyeti) İlkesi
Doğrudan Yanıt: Uluslararası ticari davalarda genel kural olarak “irade muhtariyeti” (hukuk seçimi özgürlüğü) geçerlidir; yani taraflar, aralarındaki sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklara hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını serbestçe belirleyebilirler.
MÖHUK Madde 24/1 çok açık bir ifadeyle hukuk seçimi özgürlüğünü tanımıştır: “Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açıkça seçtikleri hukuka tâbidir.” Ticari hayatta esneklik ve öngörülebilirlik sağlamak amacıyla getirilen bu kural sayesinde, bir Türk şirketi ile Fransız şirketi aralarındaki sözleşmeye “Bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İsviçre Hukuku (İsviçre Borçlar Kanunu) uygulanacaktır” şeklinde bir madde ekleyebilir. Bu durumda ihtilaf Türk mahkemesinde görülse bile, Türk hakimi uyuşmazlığın esasına İsviçre hukukunu uygulayacaktır.
Hukuk Seçiminin Sınırları ve Şekli
Tarafların seçtikleri hukukun uygulanabilmesi için bazı hukuki kriterlerin sağlanması şarttır:
- Açık veya Zımni Seçim: Hukuk seçimi sözleşmede açıkça yapılabileceği gibi, sözleşme hükümleri veya halin icaplarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabiliyorsa zımni hukuk seçimi de geçerli kabul edilir (Örn: Sözleşmede sürekli İngiliz hukuk terimlerinin kullanılması veya İngiliz mahkemelerine yetki verilmiş olması).
- Kısmi Seçim: Taraflar, sözleşmenin sadece belirli bir bölümü için farklı bir hukuk, diğer bölümü için farklı bir hukuk seçebilirler (Depeçage – MÖHUK m. 24/2).
- Zaman Boyutu: Hukuk seçimi sözleşme kurulurken yapılabileceği gibi, dava açıldıktan sonra yargılama sırasında dahi yapılabilir veya değiştirilebilir.
Kamu Düzeni Müdahalesi (Lex Fori’nin Sınırı)
İrade muhtariyeti mutlak değildir. MÖHUK Madde 5 uyarınca, “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” Örneğin, seçilen yabancı hukuk ticari köleliği veya aşırı tefecilik faizini yasal kılıyorsa, Türk hakimi yabancı hukukun o hükmünü reddederek Türk kamu düzenini korur. [İLGİLİ YAZI: Uluslararası Özel Hukukta Kamu Düzeni Kavramı ve Yargıtay Kararları]
4. Hukuk Seçimi Yapılmamışsa Uygulanacak Hukuk Kuralları
Doğrudan Yanıt: Taraflar sözleşmede herhangi bir hukuk seçimi yapmamışlarsa, sözleşmeden doğan uyuşmazlığa o sözleşmeyle “en sıkı ilişkili olan” hukukun uygulanması kuralı benimsenir.
Sıklıkla karşılaşılan durumlardan biri, tarafların ticari bir sözleşme hazırlarken acele etmeleri veya müzakerelerde tıkanma yaşamamak adına hukuk seçimi veya yetki şartı gibi hükümleri sözleşmeye koymayı unutması ya da bilinçli olarak bırakmasıdır. Böyle bir durumda Türk mahkemesinde açılan bir uluslararası ticari davada uygulanacak hukuk MÖHUK Madde 24/4’e göre belirlenir.
Karakteristik Edim Teorisi
MÖHUK, “en sıkı ilişkili hukuk” kavramını havada bırakmamış ve bunu objektif bir tespite bağlamıştır. Kanuna göre, sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuk; karakteristik edimi ifa eden tarafın yerleşim yeri hukuku kabul edilir.
Ticari sözleşmelerde karakteristik (ayırt edici) edim, para borcu (ödeme) dışındaki edimdir. Örneklerle açıklamak gerekirse:
- Satım Sözleşmesi: Satım sözleşmelerinde ayırt edici edim, malı teslim eden satıcının edimidir. Para ödemek karakteristik edim değildir. Bu nedenle hukuk seçimi yoksa, satıcının iş merkezi/yerleşim yeri hukuku uygulanır (Eğer CISG uygulanmıyorsa).
- Hizmet/Eser Sözleşmesi: Hizmeti sağlayan veya eseri meydana getiren tarafın edimi karakteristiktir. Uygulanacak hukuk, hizmet sağlayıcının ülkesinin hukukudur.
- Acentelik Sözleşmesi: Acentelik ilişkisinde karakteristik faaliyeti yürüten acentedir. Bu sebeple uyuşmazlığa acentenin yerleşim yeri hukuku uygulanacaktır.
Ancak bu bir kesin karine değildir. Eğer davanın tüm dosya kapsamı, halin icapları ve sözleşmenin diğer unsurları, başka bir hukukun o sözleşmeyle daha sıkı ilişkili olduğunu bariz bir şekilde gösteriyorsa, hakim karakteristik edim kuralından ayrılarak doğrudan “en sıkı ilişkili” bulduğu hukuku uygulayabilir.
5. Milletlerarası Yetki: Türk Mahkemelerinin Yetkisi Nasıl Belirlenir?
Doğrudan Yanıt: Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, iç hukuktaki yer itibariyle yetki kurallarına (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu) göre belirlenir; buna göre temel kural, davanın açıldığı tarihte davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olmasıdır.
Uluslararası ticari davalarda “Hangi ülke hukuku uygulanır?” sorusundan önce çözülmesi gereken en büyük usul problemi “Hangi ülkenin mahkemesi yargılama yapmaya yetkilidir?” sorusudur. Milletlerarası yargı yetkisi, MÖHUK Madde 40’ta şu şekilde formüle edilmiştir: “Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder.”
Temel Yetki Kuralı ve Özel Yetki Halleri
HMK madde 6 uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak ticari davalarda çoğunlukla özel yetki kuralları (HMK m. 10 vd.) devreye girer:
- Sözleşmenin İfa Yeri: Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Yabancı şirketle yapılan bir üretim sözleşmesinde üretim tesisi Gebze’de ise, ihtilaf Gebze (Kocaeli) mahkemelerinde de görülebilir.
- Şubenin Bulunduğu Yer: Uyuşmazlık yabancı bir şirketin Türkiye’deki şubesinin işlemlerinden kaynaklanıyorsa, davanın şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açılması mümkündür (HMK m. 14).
- Haksız Fiilin Gerçekleştiği Yer: Haksız rekabet, marka ihlali gibi haksız fiilden doğan ticari davalarda haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
Yetki Sözleşmesi (Yetki Şartı)
Ticari aktörler, mahkemelerin yetkisini önceden belirleyebilir. MÖHUK madde 47 uyarınca, taraflar aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve Türk mahkemelerinin kesin yetkili olmadığı uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesini yetkilendirebilirler. Eğer sözleşmede “İhtilafların çözümünde Londra Mahkemeleri münhasıran yetkilidir” şeklinde bir yetki şartı varsa, uyuşmazlık Türk mahkemesine gelse bile, karşı tarafın ilk itirazı üzerine Türk hakimi yetkisizlik kararı vermek zorundadır. Ancak yetkili kılınan yabancı mahkeme davaya bakmayı reddederse, Türk mahkemesinin yetkisi yeniden doğar.
6. Uluslararası Ticari Davalarda Sürecin Başlatılması ve İlk Adımlar
Doğrudan Yanıt: Uluslararası ticari bir davayı başlatmanın ilk adımı; sözleşmedeki yetki/tahkim klozlarının tespiti, uyuşmazlığın arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığının kontrol edilmesi ve yabancı dildeki delillerin apostilli tercümelerinin hazırlanarak stratejik bir yol haritası çizilmesidir.
Dava sürecinin en kritik evresi, henüz dava dilekçesi mahkemeye sunulmadan önceki hazırlık safhasıdır. Uluslararası davalarda yapılan usuli bir hata, davanın yıllarca uzamasına, reddedilmesine veya kazanılsa dahi kararın karşı ülkede tenfiz (icra) edilememesine yol açabilir. 2026 yılı itibarıyla süreci başlatırken dikkat edilmesi gereken temel adımlar şunlardır:
1. Tahkim Şartı veya Münhasır Yetki Kontrolü
Dava açmadan önce sözleşme virgülüne kadar incelenmelidir. Eğer sözleşmede “ICC Tahkim Kuralları uygulanacaktır” veya “İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) yetkilidir” gibi bir madde varsa, asliye ticaret mahkemesinde doğrudan dava açmak vahim bir hatadır. Davalı tarafın “Tahkim İlk İtirazı” (HMK m. 116) yapması halinde dava usulden reddedilecek, boşa zaman ve yüksek miktarda vekalet ücreti kaybedilecektir.
2. Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk (Dava Şartı)
TTK Madde 5/A gereği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunması, bu kuralı bertaraf etmez. Eğer dava Türk mahkemelerinde (Örn: İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi) açılacaksa, yabancı davalıya veya temsilcisine ulaşarak arabuluculuk sürecinin usulüne uygun işletilmesi gereklidir. Bu aşamada yabancı şirkete yapılacak tebligatlar özel usullere (Tebligat Kanunu ve Lahey Sözleşmesi) tabidir ve büyük bir titizlikle yönetilmelidir.
3. Delillerin Hazırlanması ve Apostil Şerhi
Uluslararası davalarda kullanılacak sözleşmeler, faturalar, konşimentolar, gümrük beyannameleri, yazışmalar (e-postalar) ve yurt dışından alınmış resmi makam evraklarının mahkemeye sunuluş şekli katı kurallara tabidir. Yabancı dildeki tüm delillerin yeminli tercümesi yapılmalı ve noter tarafından onaylanmalıdır. Ayrıca, yabancı resmi belgelerin Türk mahkemelerinde geçerli kabul edilebilmesi için, 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi gereğince belgenin düzenlendiği ülkede Apostil (Tasdik) Şerhi vurulmuş olması veya ilgili Türk konsolosluğundan onaylanmış olması yasal bir zorunluluktur.
Uluslararası Ticari Davalarda Hangi Ülke Hukuku Uygulanır? Yetki ve Tahkim 2026
İçindekiler
- 1. Uluslararası Ticari Dava Nedir? Yabancılık Unsuru ve Kapsam
- 2. Uluslararası Ticari Davalarda Hukuki Dayanak: MÖHUK ve Uluslararası Sözleşmeler
- 3. Hangi Ülke Hukuku Uygulanır? Hukuk Seçimi (İrade Muhtariyeti) İlkesi
- 4. Hukuk Seçimi Yapılmamışsa Uygulanacak Hukuk Kuralları
- 5. Milletlerarası Yetki: Türk Mahkemelerinin Yetkisi Nasıl Belirlenir?
- 6. Uluslararası Ticari Davalarda Sürecin Başlatılması ve İlk Adımlar
- 7. Milletlerarası Tahkim Nedir? Tahkim Anlaşmasının Kurulması
- 8. Tahkimin Avantajları ve Mahkeme Yargılaması ile Karşılaştırma
- 9. Kurumsal Tahkim ve Ad Hoc (Geçici) Tahkim Farkları (ICC, ISTAC, vb.)
- 10. Uluslararası Ticari Davalarda Delillerin Toplanması ve Değerlendirilmesi
- 11. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
- 12. Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi (New York Sözleşmesi)
- 13. Uluslararası Davalarda Teminat (Cautio Judicatum Solvi) Zorunluluğu
- 14. Süreler, Zamanaşımı ve Tebligat Usulleri
- 15. 2025-2026 Yılı Güncel Gelişmeleri ve Yargıtay İçtihatları
- 16. Yabancı Şirketler İçin Pratik Sözleşme Önerileri
- 17. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- 18. Sonuç ve Değerlendirme
Küreselleşen ticaret ağları, sınır ötesi e-ticaretin büyümesi ve uluslararası yatırımların artmasıyla birlikte, ticari uyuşmazlıklar da giderek daha karmaşık bir yapıya bürünmektedir. 2026 yılı itibarıyla ticari aktörlerin en sık karşılaştığı sorunların başında “uluslararası ticari davalarda hangi ülke hukuku uygulanır?” sorusu gelmektedir. İki farklı egemen devlette yerleşik şirketin imzaladığı bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık; sadece maddi hukuku değil, milletlerarası yetki, usul kuralları, tahkim şartları ve yabancı kararların icrası gibi son derece teknik süreçleri beraberinde getirir. Bu rehberde, yabancılık unsuru taşıyan ticari davaların Türk hukuku perspektifinden nasıl yürütüldüğünü, MÖHUK kapsamındaki kanunlar ihtilafı kurallarını ve sözleşmelerde yer alan tahkim şartlarının uyuşmazlık çözümüne etkisini tüm detaylarıyla inceleyeceğiz.
1. Uluslararası Ticari Dava Nedir? Yabancılık Unsuru ve Kapsam
Doğrudan Yanıt: Uluslararası ticari davalar, taraflarından en az biri yabancı uyruklu olan veya yerleşim yeri yurtdışında bulunan, ifa yeri yabancı bir ülke olan, kısacası bünyesinde bir “yabancılık unsuru” barındıran ticari nitelikteki uyuşmazlıklardır.
Bir uyuşmazlığın “uluslararası” ya da Türk hukuku tabiriyle “milletlerarası” nitelik kazanabilmesi için sıradan bir iç hukuk davasından ayrılması gerekir. Türk hukuk sisteminde bu ayrımın temel taşı yabancılık unsuru kavramıdır. Yabancılık unsuru; tarafların uyruğu, yerleşim yeri veya mutad meskeni gibi kişisel unsurlara dayanabileceği gibi; sözleşmenin kurulduğu yer, ifa yeri veya uyuşmazlık konusu malın bulunduğu yer gibi yerel (teritoryal) unsurlara da dayanabilir.
Yabancılık Unsurunu Belirleyen Kriterler
- Tarafların Tabiiyeti: Taraflardan birinin veya her ikisinin yabancı gerçek veya tüzel kişi olması (Örn: İstanbul merkezli bir şirket ile Berlin merkezli bir şirket arasındaki satım sözleşmesi).
- Yerleşim Yeri veya İş Merkezi: Tarafların aynı uyrukta olmasına rağmen, iş merkezlerinin farklı devletlerde bulunması.
- İfa Yeri: Sözleşmeden doğan asli edimin, sözleşmenin yapıldığı ülkeden başka bir ülkede yerine getirilecek olması.
- Sermaye ve Yatırım Hareketi: Sözleşmenin bir devletten diğerine sermaye, mal veya hizmet geçişini sağlaması.
Yabancılık unsuru taşıyan bir davanın ticari sayılabilmesi için ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 3 ve 4 hükümlerine bakılır. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ile her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava kabul edilir. Bu iki kavramın (yabancılık unsuru + ticari iş) birleşmesiyle ortaya çıkan uluslararası ticari davalar, iç hukuk kurallarının doğrudan uygulanamayacağı özel bir inceleme alanı yaratır. [İLGİLİ YAZI: Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Mutlak ve Nispi Ticari Davalar]
2. Uluslararası Ticari Davalarda Hukuki Dayanak: MÖHUK ve Uluslararası Sözleşmeler
Doğrudan Yanıt: Türk hukuk sisteminde uluslararası ticari davaların temel hukuki dayanağı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) olup, uluslararası antlaşmalar (özellikle CISG ve New York Sözleşmesi) Anayasa madde 90 gereği kanunların da üstünde bir normatif değere sahiptir.
Uluslararası bir ticari ihtilaf Türk mahkemelerinin önüne geldiğinde, hakim doğrudan Türk Medeni Kanunu veya Türk Borçlar Kanunu hükümlerine başvuramaz. Hakim öncelikle uyuşmazlığın niteliğini belirler (vasıflandırma) ve kanunlar ihtilafı kurallarını içeren 5718 sayılı MÖHUK‘a gider. MÖHUK, bir uyuşmazlığı esastan çözen maddi hukuk kuralları içermez; aksine, uyuşmazlığa hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını gösteren “işaret edici” kurallardır.
Normlar Hiyerarşisi ve Uluslararası Sözleşmeler
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Uluslararası ticari davalarda, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, MÖHUK’tan bile önce uygulanmak zorundadır. Ticari hayatı en çok etkileyen temel sözleşmeler şunlardır:
- CISG (Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması): Uluslararası mal satım sözleşmelerinde yeknesak (tek tip) maddi hukuk kuralları getirir. İş yerleri CISG’e taraf farklı devletlerde bulunan taraflar arasındaki ticari mal alım satımlarında, taraflar aksini kararlaştırmadıkça doğrudan CISG hükümleri uygulanır.
- New York Sözleşmesi: Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki bu sözleşme, uluslararası ticari tahkimin omurgasını oluşturur.
- Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK): Yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yeri Türkiye olarak belirlenen uyuşmazlıklarda 4686 sayılı kanun devreye girer.
Bu bağlamda “uluslararası ticari davalarda hangi ülke hukuku uygulanır” sorusunun cevabı aranırken mahkemenin izleyeceği yol haritası; öncelikle uluslararası antlaşmalar (CISG vd.), ardından MÖHUK’un kanunlar ihtilafı kuralları, en sonunda ise tespit edilen maddi hukuk (Lex Causae) şeklindedir.
3. Hangi Ülke Hukuku Uygulanır? Hukuk Seçimi (İrade Muhtariyeti) İlkesi
Doğrudan Yanıt: Uluslararası ticari davalarda genel kural olarak “irade muhtariyeti” (hukuk seçimi özgürlüğü) geçerlidir; yani taraflar, aralarındaki sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklara hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını serbestçe belirleyebilirler.
MÖHUK Madde 24/1 çok açık bir ifadeyle hukuk seçimi özgürlüğünü tanımıştır: “Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açıkça seçtikleri hukuka tâbidir.” Ticari hayatta esneklik ve öngörülebilirlik sağlamak amacıyla getirilen bu kural sayesinde, bir Türk şirketi ile Fransız şirketi aralarındaki sözleşmeye “Bu sözleşmeden doğacak ihtilaflarda İsviçre Hukuku (İsviçre Borçlar Kanunu) uygulanacaktır” şeklinde bir madde ekleyebilir. Bu durumda ihtilaf Türk mahkemesinde görülse bile, Türk hakimi uyuşmazlığın esasına İsviçre hukukunu uygulayacaktır.
Hukuk Seçiminin Sınırları ve Şekli
Tarafların seçtikleri hukukun uygulanabilmesi için bazı hukuki kriterlerin sağlanması şarttır:
- Açık veya Zımni Seçim: Hukuk seçimi sözleşmede açıkça yapılabileceği gibi, sözleşme hükümleri veya halin icaplarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabiliyorsa zımni hukuk seçimi de geçerli kabul edilir (Örn: Sözleşmede sürekli İngiliz hukuk terimlerinin kullanılması veya İngiliz mahkemelerine yetki verilmiş olması).
- Kısmi Seçim: Taraflar, sözleşmenin sadece belirli bir bölümü için farklı bir hukuk, diğer bölümü için farklı bir hukuk seçebilirler (Depeçage – MÖHUK m. 24/2).
- Zaman Boyutu: Hukuk seçimi sözleşme kurulurken yapılabileceği gibi, dava açıldıktan sonra yargılama sırasında dahi yapılabilir veya değiştirilebilir.
Kamu Düzeni Müdahalesi (Lex Fori’nin Sınırı)
İrade muhtariyeti mutlak değildir. MÖHUK Madde 5 uyarınca, “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” Örneğin, seçilen yabancı hukuk ticari köleliği veya aşırı tefecilik faizini yasal kılıyorsa, Türk hakimi yabancı hukukun o hükmünü reddederek Türk kamu düzenini korur. [İLGİLİ YAZI: Uluslararası Özel Hukukta Kamu Düzeni Kavramı ve Yargıtay Kararları]
4. Hukuk Seçimi Yapılmamışsa Uygulanacak Hukuk Kuralları
Doğrudan Yanıt: Taraflar sözleşmede herhangi bir hukuk seçimi yapmamışlarsa, sözleşmeden doğan uyuşmazlığa o sözleşmeyle “en sıkı ilişkili olan” hukukun uygulanması kuralı benimsenir.
Sıklıkla karşılaşılan durumlardan biri, tarafların ticari bir sözleşme hazırlarken acele etmeleri veya müzakerelerde tıkanma yaşamamak adına hukuk seçimi veya yetki şartı gibi hükümleri sözleşmeye koymayı unutması ya da bilinçli olarak bırakmasıdır. Böyle bir durumda Türk mahkemesinde açılan bir uluslararası ticari davada uygulanacak hukuk MÖHUK Madde 24/4’e göre belirlenir.
Karakteristik Edim Teorisi
MÖHUK, “en sıkı ilişkili hukuk” kavramını havada bırakmamış ve bunu objektif bir tespite bağlamıştır. Kanuna göre, sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuk; karakteristik edimi ifa eden tarafın yerleşim yeri hukuku kabul edilir.
Ticari sözleşmelerde karakteristik (ayırt edici) edim, para borcu (ödeme) dışındaki edimdir. Örneklerle açıklamak gerekirse:
- Satım Sözleşmesi: Satım sözleşmelerinde ayırt edici edim, malı teslim eden satıcının edimidir. Para ödemek karakteristik edim değildir. Bu nedenle hukuk seçimi yoksa, satıcının iş merkezi/yerleşim yeri hukuku uygulanır (Eğer CISG uygulanmıyorsa).
- Hizmet/Eser Sözleşmesi: Hizmeti sağlayan veya eseri meydana getiren tarafın edimi karakteristiktir. Uygulanacak hukuk, hizmet sağlayıcının ülkesinin hukukudur.
- Acentelik Sözleşmesi: Acentelik ilişkisinde karakteristik faaliyeti yürüten acentedir. Bu sebeple uyuşmazlığa acentenin yerleşim yeri hukuku uygulanacaktır.
Ancak bu bir kesin karine değildir. Eğer davanın tüm dosya kapsamı, halin icapları ve sözleşmenin diğer unsurları, başka bir hukukun o sözleşmeyle daha sıkı ilişkili olduğunu bariz bir şekilde gösteriyorsa, hakim karakteristik edim kuralından ayrılarak doğrudan “en sıkı ilişkili” bulduğu hukuku uygulayabilir.
5. Milletlerarası Yetki: Türk Mahkemelerinin Yetkisi Nasıl Belirlenir?
Doğrudan Yanıt: Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, iç hukuktaki yer itibariyle yetki kurallarına (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu) göre belirlenir; buna göre temel kural, davanın açıldığı tarihte davalının Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olmasıdır.
Uluslararası ticari davalarda “Hangi ülke hukuku uygulanır?” sorusundan önce çözülmesi gereken en büyük usul problemi “Hangi ülkenin mahkemesi yargılama yapmaya yetkilidir?” sorusudur. Milletlerarası yargı yetkisi, MÖHUK Madde 40’ta şu şekilde formüle edilmiştir: “Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder.”
Temel Yetki Kuralı ve Özel Yetki Halleri
HMK madde 6 uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak ticari davalarda çoğunlukla özel yetki kuralları (HMK m. 10 vd.) devreye girer:
- Sözleşmenin İfa Yeri: Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Yabancı şirketle yapılan bir üretim sözleşmesinde üretim tesisi Gebze’de ise, ihtilaf Gebze (Kocaeli) mahkemelerinde de görülebilir.
- Şubenin Bulunduğu Yer: Uyuşmazlık yabancı bir şirketin Türkiye’deki şubesinin işlemlerinden kaynaklanıyorsa, davanın şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açılması mümkündür (HMK m. 14).
- Haksız Fiilin Gerçekleştiği Yer: Haksız rekabet, marka ihlali gibi haksız fiilden doğan ticari davalarda haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.
Yetki Sözleşmesi (Yetki Şartı)
Ticari aktörler, mahkemelerin yetkisini önceden belirleyebilir. MÖHUK madde 47 uyarınca, taraflar aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve Türk mahkemelerinin kesin yetkili olmadığı uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesini yetkilendirebilirler. Eğer sözleşmede “İhtilafların çözümünde Londra Mahkemeleri münhasıran yetkilidir” şeklinde bir yetki şartı varsa, uyuşmazlık Türk mahkemesine gelse bile, karşı tarafın ilk itirazı üzerine Türk hakimi yetkisizlik kararı vermek zorundadır. Ancak yetkili kılınan yabancı mahkeme davaya bakmayı reddederse, Türk mahkemesinin yetkisi yeniden doğar.
6. Uluslararası Ticari Davalarda Sürecin Başlatılması ve İlk Adımlar
Doğrudan Yanıt: Uluslararası ticari bir davayı başlatmanın ilk adımı; sözleşmedeki yetki/tahkim klozlarının tespiti, uyuşmazlığın arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığının kontrol edilmesi ve yabancı dildeki delillerin apostilli tercümelerinin hazırlanarak stratejik bir yol haritası çizilmesidir.
Dava sürecinin en kritik evresi, henüz dava dilekçesi mahkemeye sunulmadan önceki hazırlık safhasıdır. Uluslararası davalarda yapılan usuli bir hata, davanın yıllarca uzamasına, reddedilmesine veya kazanılsa dahi kararın karşı ülkede tenfiz (icra) edilememesine yol açabilir. 2026 yılı itibarıyla süreci başlatırken dikkat edilmesi gereken temel adımlar şunlardır:
1. Tahkim Şartı veya Münhasır Yetki Kontrolü
Dava açmadan önce sözleşme virgülüne kadar incelenmelidir. Eğer sözleşmede “ICC Tahkim Kuralları uygulanacaktır” veya “İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) yetkilidir” gibi bir madde varsa, asliye ticaret mahkemesinde doğrudan dava açmak vahim bir hatadır. Davalı tarafın “Tahkim İlk İtirazı” (HMK m. 116) yapması halinde dava usulden reddedilecek, boşa zaman ve yüksek miktarda vekalet ücreti kaybedilecektir.
2. Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk (Dava Şartı)
TTK Madde 5/A gereği, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Uyuşmazlıkta yabancılık unsuru bulunması, bu kuralı bertaraf etmez. Eğer dava Türk mahkemelerinde (Örn: İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi) açılacaksa, yabancı davalıya veya temsilcisine ulaşarak arabuluculuk sürecinin usulüne uygun işletilmesi gereklidir. Bu aşamada yabancı şirkete yapılacak tebligatlar özel usullere (Tebligat Kanunu ve Lahey Sözleşmesi) tabidir ve büyük bir titizlikle yönetilmelidir.
3. Delillerin Hazırlanması ve Apostil Şerhi
Uluslararası davalarda kullanılacak sözleşmeler, faturalar, konşimentolar, gümrük beyannameleri, yazışmalar (e-postalar) ve yurt dışından alınmış resmi makam evraklarının mahkemeye sunuluş şekli katı kurallara tabidir. Yabancı dildeki tüm delillerin yeminli tercümesi yapılmalı ve noter tarafından onaylanmalıdır. Ayrıca, yabancı resmi belgelerin Türk mahkemelerinde geçerli kabul edilebilmesi için, 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi gereğince belgenin düzenlendiği ülkede Apostil (Tasdik) Şerhi vurulmuş olması veya ilgili Türk konsolosluğundan onaylanmış olması yasal bir zorunluluktur.
7. Milletlerarası Tahkim Nedir? Tahkim Anlaşmasının Kurulması
Doğrudan Yanıt: Milletlerarası tahkim, yabancılık unsuru taşıyan ticari uyuşmazlıkların egemen devlet mahkemeleri yerine, tarafların kendi özgür iradeleriyle belirledikleri bağımsız ve tarafsız hakem veya hakem kurulları tarafından nihai ve bağlayıcı olarak çözüldüğü bir alternatif uyuşmazlık çözüm (ADR) yöntemidir.
Uluslararası ticari davalarda hangi ülke hukuku uygulanır sorusunun karmaşıklığından ve ulusal mahkemelerin yavaş işleyişinden kaçınmak isteyen tacirler, uyuşmazlıklarını tahkime götürmeyi tercih etmektedir. Türk hukukunda milletlerarası tahkim, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) ile düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözülebilmesi için, taraflar arasında geçerli bir “tahkim anlaşması” veya sözleşmede yer alan bir “tahkim şartı (klozu)” bulunması zorunludur.
4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu Madde 4: “Tahkim anlaşması, tarafların, sözleşmeci niteliği taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın aralarındaki belirli bir hukukî ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bir kısmının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşmadır. Tahkim anlaşması yazılı şekilde yapılır.”
Tahkim anlaşmasının geçerli bir şekilde kurulabilmesi için aşağıdaki temel şartların sağlanmış olması gerekmektedir:
- Yazılılık Şartı: Tahkim anlaşması mutlaka yazılı olmalıdır. Tarafların imzaladığı bir belgede, mektup, telgraf, teleks, faks veya elektronik ortamda yapılan yazışmalarda tahkim iradesinin belgelenmesi şarttır.
- Tahkime Elverişlilik (Tahkim Edilebilirlik): Her uyuşmazlık tahkime götürülemez. Türkiye’de taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan doğan veya iki tarafın iradesine tabi olmayan (örneğin iflas, aile hukuku) uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir.
- Açık ve Kesin İrade: Tarafların uyuşmazlığı mahkeme yerine kesin ve bağlayıcı olarak tahkime götürme iradesi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde net olmalıdır (“Mahkemeler veya ICC tahkimi yetkilidir” şeklindeki karmaşık klozlar geçersiz sayılabilir).
- Bağımsızlık İlkesi (Separability): Asıl ticari sözleşme geçersiz veya feshedilmiş olsa dahi, sözleşmenin içindeki tahkim şartı kural olarak geçerliliğini korur ve hakem heyetinin yetkisini temellendirmeye devam eder.
- Uygulanacak Hukukun Belirlenmesi: Taraflar, tahkim prosedürüne ve uyuşmazlığın esasına uygulanacak maddi hukuku açıkça seçmelidir.
8. Tahkimin Avantajları ve Mahkeme Yargılaması ile Karşılaştırma
Doğrudan Yanıt: Tahkimin ulusal mahkemelere kıyasla en belirgin avantajları; sürecin gizli yürütülmesi, sektörde uzman hakemlerin seçilebilmesi, yargılamanın daha hızlı sonuçlanması ve yabancı hakem kararlarının New York Sözleşmesi sayesinde uluslararası alanda mahkeme kararlarından çok daha kolay tenfiz edilebilmesidir.
Uluslararası bir ticari sözleşme müzakere edilirken taraflar genellikle kendi ulusal mahkemelerinin yetkili olmasını isterler. Bu anlaşmazlığı aşmanın en nötr yolu tahkimdir. 2026 yılı itibarıyla küresel ticari aktörlerin %80’den fazlası yüksek meblağlı sözleşmelerde tahkimi tercih etmektedir.
| Karşılaştırma Kriteri | Uluslararası Tahkim | Ulusal Mahkeme Yargılaması |
|---|---|---|
| Yargılamayı Yapanlar | Tarafların seçtiği, o sektörü bilen uzman hakemler (Mühendis, uluslararası hukukçu vb.) | Rastgele atanan, genel hukuk bilgisine sahip devlet hakimleri. |
| Gizlilik | Kural olarak gizlidir. Ticari sırlar, know-how ve sözleşme bedelleri kamuya açıklanmaz. | Duruşmalar aleni (açık) yapılır. Kararlar ve dava dosyası ilgili kişilerce görülebilir. |
| Süre | Genellikle 6 ay ila 18 ay arasında tek dereceli (temyizi olmayan) kesin karar verilir. | İlk derece, İstinaf ve Yargıtay aşamalarıyla yıllarca (3-7 yıl) sürebilir. |
| Dil ve Usul | Yargılama dili (İngilizce, Fransızca vb.) ve usul kuralları taraflarca serbestçe belirlenir. | Hakimin bulunduğu devletin resmi dili (Türkçe) ve usul kanunu zorunludur. |
| Uluslararası İcra (Tenfiz) | New York Sözleşmesi (170+ ülke taraf) sayesinde neredeyse tüm dünyada kolayca icra edilir. | Karşılıklılık (mütekabiliyet) veya ikili anlaşma şartı aranır, icrası çok daha zordur. |
Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere, tahkimin sunduğu avantajlar uluslararası ticarette hayati öneme sahiptir. Özellikle şu faktörler şirketleri tahkime yöneltir:
- Tahkim, yabancı bir devletin mahkemesinde yargılanma korkusunu (Home Court Advantage) ortadan kaldırır.
- Kararlar kesindir. Kural olarak uyuşmazlığın esası yönünden bir temyiz veya istinaf incelemesi yapılamaz. Yalnızca kısıtlı usuli sebeplerle iptal davası açılabilir.
- Hakemlerin tarafsızlığı uluslararası kurallarla (IBA Kılavuzları) sıkı bir şekilde denetlenir.
- Yargılamanın esnekliği sayesinde taraflar gereksiz bürokratik usullerden kurtulur.
- Tahkim kararları, uluslararası ticari güvenilirliğin bir parçasıdır ve şirketlerin prestijini korur.
9. Kurumsal Tahkim ve Ad Hoc (Geçici) Tahkim Farkları (ICC, ISTAC, vb.)
Doğrudan Yanıt: Kurumsal tahkim, ICC veya ISTAC gibi kuralları ve idari yapısı önceden belirlenmiş kalıcı bir kurum gözetiminde yürütülen tahkimdir; ad hoc tahkim ise tarafların herhangi bir kuruma bağlı olmadan tüm usul kurallarını ve süreci bizzat tasarladıkları kurumsal olmayan tahkim türüdür.
Tahkim anlaşması hazırlanırken şirketlerin vermesi gereken kritik kararlardan biri, tahkimin türünü belirlemektir. 2026 yılı uygulamalarında, sekreterya desteği ve hazır altyapıları nedeniyle kurumsal tahkim çok daha yaygın şekilde tercih edilmektedir.
Önemli Tahkim Kurumları
Uluslararası ticari davalarda en sık başvurulan tahkim kurumları şunlardır:
- ICC (Milletlerarası Ticaret Odası – Paris): Dünyanın en saygın ve yaygın tahkim divanıdır. Büyük çaplı ve karmaşık uluslararası projelerde (inşaat, enerji) genellikle ICC tercih edilir.
- ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi): Türkiye merkezli olup, maliyet avantajı, hızlı işleyişi ve modern kuralları ile hem bölgesel hem de uluslararası uyuşmazlıklarda hızla yükselen bir merkezdir.
- LCIA (Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi): Özellikle finans, deniz ticareti ve İngiliz hukukunun uygulandığı sözleşmelerde sıkça kullanılır.
- SCAI (İsviçre Tahkim Merkezi) ve SIAC (Singapur): Coğrafi konum ve nötr ülke avantajlarıyla tercih edilen diğer majör merkezlerdir.
| Özellik | Kurumsal Tahkim (ICC, ISTAC) | Ad Hoc Tahkim (UNCITRAL vb.) |
|---|---|---|
| Kurallar | Kurumun önceden belirlenmiş, test edilmiş tahkim kuralları uygulanır. | Taraflar kuralları sıfırdan yazar veya UNCITRAL gibi hazır kurallara atıf yapar. |
| Maliyet | Hakem ücretlerinin yanı sıra “kurum yönetim harcı/ücreti” de ödenir (Daha pahalıdır). | Sadece hakem ücretleri ve masraflar ödenir. Kurum harcı yoktur (Daha ekonomiktir). |
| İdari Destek | Sekreterya dilekçeleri tebliğ eder, süreci izler, hakem reddi krizlerini çözer. | İdari destek yoktur. Her usuli adımı taraflar ve hakemler organize etmek zorundadır. |
| Hakem Seçimi | Taraflar anlaşamazsa, kurum yetkili makam olarak hakem atamasını hızlıca yapar. | Anlaşmazlık halinde hakem seçimi için yerel devlet mahkemelerinin müdahalesi gerekir. |
- Taraflar tahkim konusunda deneyimsizse kesinlikle Kurumsal Tahkim tercih edilmelidir.
- Kurumsal tahkim şartı yazılırken, kurumun kendi web sitesinde önerdiği standart tahkim klozunun sözleşmeye aynen kopyalanması, sonradan çıkacak yetki tartışmalarını (patolojik kloz) engeller.
- Ad hoc tahkim, ancak devletler (yatırım tahkimi) veya kendi iç hukuk departmanları çok güçlü olan dev şirketler arasında tercih edilmelidir.
10. Uluslararası Ticari Davalarda Delillerin Toplanması ve Değerlendirilmesi
Doğrudan Yanıt: Uluslararası ticari davalarda yurt dışındaki delillerin toplanması, 1970 tarihli Lahey Delil Sözleşmesi ve ikili hukuki yardımlaşma antlaşmaları çerçevesinde istinabe (adli yardımlaşma) yoluyla gerçekleştirilir; Türk mahkemelerine sunulacak yabancı dildeki tüm delillerin tasdikli (apostilli) ve yeminli tercümesi yapılmış olmalıdır.
Uyuşmazlık Türk mahkemelerinde görülüyor olsa bile, ihtilaf konusu olayların bir kısmı yurtdışında geçmiş, mallar yabancı bir limanda hasara uğramış veya tanıklar yabancı bir ülkede bulunuyor olabilir. Bu durumda Türk hakiminin yurt dışına gidip bizzat delil toplaması egemenlik hakları gereği mümkün değildir.
İstinabe (Adli Yardımlaşma) Prosedürü
Türk mahkemesi, yurt dışındaki bir delilin toplanması (örneğin Berlin’deki bir tanığın dinlenmesi veya Londra’daki bir şirketin ticari defterlerinin incelenmesi) için ilgili ülkenin yetkili adli makamlarından yardım talep eder. Buna istinabe denir. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü bu süreçte köprü vazifesi görür.
- Lahey Delil Sözleşmesi: Türkiye’nin ve pek çok gelişmiş ülkenin taraf olduğu bu sözleşme, Merkezi Makamlar aracılığıyla (Türkiye’de Adalet Bakanlığı) doğrudan adli yardımlaşmayı sağlar.
- Bilirkişi İncelemesi: Uyuşmazlığa yabancı (örneğin İtalyan) hukuku uygulanacaksa, Türk hakimi İtalyan hukukunu re’sen araştırabileceği gibi, taraflardan hukukun içeriğine dair bilgi ve bilirkişi raporu isteyebilir (MÖHUK m.2).
- Apostil Şartı: Yabancı resmi makamlarca düzenlenmiş evrakların (mahkeme kararı, sicil kaydı vb.) Türk mahkemelerinde geçerli olabilmesi için 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi gereğince “Apostille” şerhi taşıması zorunludur. Apostil yoksa, belgenin ilgili ülkedeki Türk Konsolosluğu tarafından onaylanması gerekir.
- Tercüme Zorunluluğu: Yabancı dildeki sözleşme, fatura, e-posta gibi belgelerin mutlaka yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmiş ve noter onaylı nüshalarının dosyaya sunulması gerekir.
- Elektronik Deliller: Uluslararası ticarette sıklıkla kullanılan e-postalar, WhatsApp yazışmaları ve elektronik konşimentolar, HMK m.199 kapsamında “belge” niteliğinde olup, uluslararası ticari davalarda güçlü delil niteliği taşır.
11. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Doğrudan Yanıt: Yabancı bir devlet mahkemesinin verdiği kararın Türkiye’de icra edilebilmesi (zorla yerine getirilebilmesi) için tenfiz davası açılması; sadece kesin hüküm veya kesin delil etkisinden faydalanılabilmesi için ise tanıma davası açılması gerekmektedir.
Alman mahkemesinden alınan bir alacak kararı, doğrudan Türkiye’deki bir icra dairesine konularak haciz işlemi başlatılamaz. Türk egemenlik alanında bu kararın uygulanabilmesi için Türk hakiminin söz konusu kararı “Tenfiz” etmesi (icra edilebilirlik onayı vermesi) şarttır. Bu husus 5718 sayılı MÖHUK’ta detaylıca düzenlenmiştir.
MÖHUK Madde 54 (Tenfiz Şartları): “Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartların bulunması hâlinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında mütekabiliyet (karşılıklılık) bulunması… b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması… c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması… ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş…”
Tenfiz Şartları ve Red Sebepleri
- Mütekabiliyet (Karşılıklılık): İki ülke arasında tenfizi sağlayan bir antlaşma (ahdi mütekabiliyet), kanunlarında buna izin veren bir madde (kanuni mütekabiliyet) veya fiili bir uygulama (fiili mütekabiliyet) bulunmalıdır. (Örn: Almanya ile aramızda mütekabiliyet varken, bazı Orta Doğu ülkeleriyle fiili sorunlar yaşanabilmektedir.)
- Kesinleşme: Yabancı mahkeme kararının, o ülkenin kanunlarına göre kesinleşmiş olması (kanun yollarının tükenmiş olması) zorunludur.
- Kamu Düzeni İhlali: Yabancı kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir. Mahkeme davanın esasına girip (révision au fond yasağı) kararın doğru veya yanlış olduğunu tartışamaz. Sadece sonucun Türk temel hukuk prensiplerine aykırı olup olmadığına bakar.
- Savunma Hakkı (Adil Yargılanma): Aleyhine karar verilen tarafın usulüne uygun çağrılmadığı (tebligat eksikliği) veya savunma hakkının kısıtlandığı ispat edilirse tenfiz talebi reddedilir.
- “Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1452, K. 2024/2810, Tarih: 12.03.2024” tarihli örnek içtihadında belirtildiği üzere; yabancı mahkemenin uyguladığı faiz oranının Türkiye’deki oranlardan yüksek olması tek başına kamu düzeni ihlali sayılmaz; ancak faiz niteliğini aşıp fahiş bir cezaya dönüşürse tenfizi kısmen reddedilebilir.
12. Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi (New York Sözleşmesi)
Doğrudan Yanıt: Yabancı hakem kararlarının tenfizi, Türkiye’nin de taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesi hükümlerine tabi olup, bu sözleşme sayesinde hakem kararları ulusal mahkeme kararlarından çok daha az şarta bağlı olarak ve çok daha kolay bir şekilde icra edilebilmektedir.
Uluslararası tahkimin dünya ticaretinde bu kadar popüler olmasının yegane sebebi New York Sözleşmesi’dir. Yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde aranan “mütekabiliyet (karşılıklılık)” şartı, yabancı hakem kararlarının tenfizinde eğer her iki devlet de New York Sözleşmesi’ne tarafsa aranmaz. Zira sözleşme bizzat bu karşılıklılığı tesis eder.
New York Sözleşmesi Kapsamında Tenfizin Reddi Sepleri (Madde V)
Sözleşmenin V. maddesi, tenfizin ancak istisnai ve sınırlı hallerde reddedilebileceğini düzenler. İspat yükü, tenfize karşı çıkan taraftadır:
- Taraflardan birinin tahkim anlaşmasını yaparken ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması.
- Aleyhine karar tenfiz edilecek tarafa, hakem tayini veya tahkim süreci hakkında usulüne uygun tebligat yapılmamış olması (Savunma hakkı ihlali).
- Kararın, tahkim anlaşmasının kapsamı dışında kalan uyuşmazlıkları içermesi (Hakemlerin yetkilerini aşması).
- Hakem heyetinin oluşumunun veya tahkim usulünün, tarafların anlaşmasına aykırı olması.
- Kararın verildiği ülke kanunlarına göre hakem kararının henüz bağlayıcılık kazanmamış veya o ülke mahkemelerince iptal edilmiş olması.
- Türkiye’de hakem kararına konu olan uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması veya kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunması (Re’sen gözetilir).
“Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/11-105, K. 2024/405, Tarih: 24.04.2024” tarihli kararında da vurgulandığı üzere, yerel mahkeme tenfiz aşamasında hakem kararının esasına (révision au fond) kesinlikle giremez, hakemlerin hukuku yanlış uyguladığı veya delilleri yanlış değerlendirdiği gerekçesiyle tenfiz talebini reddedemez.
13. Uluslararası Davalarda Teminat (Cautio Judicatum Solvi) Zorunluluğu
Doğrudan Yanıt: Türk hukukunda, yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin dava açabilmesi veya icra takibi yapabilmesi için, yargılama giderleri ile karşı tarafın muhtemel zararlarını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği oranda teminat (cautio judicatum solvi) göstermeleri yasal bir zorunluluktur.
MÖHUK Madde 48 uyarınca getirilen bu kuralın amacı, Türk vatandaşlarının kendi ülkelerinde haksız bir dava veya icra takibi ile mağdur edilmelerini önlemek ve davanın reddedilmesi halinde yabancı davacıdan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tahsilini garanti altına almaktır.
MÖHUK Madde 48/1: “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.”
Teminattan Muafiyet Halleri
Ticari hayatı yavaşlatmamak adına bu zorunluluğun çok önemli istisnaları bulunmaktadır. Aşağıdaki durumlarda yabancı şirketler teminat göstermekten muaftır:
- 1954 Tarihli Lahey Hukuk Usulüne Dair Sözleşme: Türkiye ve yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke bu sözleşmeye taraf ise teminattan muafiyet doğar (Örn: Almanya, Fransa, İtalya vb. pek çok Avrupa ülkesi vatandaşları ve şirketleri).
- İkili Antlaşmalar: Türkiye ile ilgili devlet arasında adli yardımlaşma ve teminat muafiyetini düzenleyen ikili bir antlaşma varsa.
- Fiili Mütekabiliyet: O devletin mahkemelerinde dava açan Türk vatandaşlarından teminat istenmiyorsa (fiili mütekabiliyet), Türk hakimi de o ülke vatandaşından teminat istemez.
- Teminat miktarı genellikle dava değerinin %10’u ile %15’i arasında nakit veya muteber bir Türk bankasının kesin ve süresiz teminat mektubu olarak mahkeme veznesine depo edilir.
- Hakem kararlarının veya yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında da genel kural olarak teminat aranmaktadır, ancak yine muafiyet halleri geçerlidir.
14. Süreler, Zamanaşımı ve Tebligat Usulleri
Doğrudan Yanıt: Uluslararası ticari uyuşmazlıklarda uygulanacak zamanaşımı süreleri usul kurallarına değil maddi hukuka (lex causae) tabi iken; yurt dışı tebligat ve yasal cevap süreleri Lex Fori (hakimin kendi hukuku) ve Lahey Sözleşmesi kurallarına sıkı sıkıya bağlıdır.
Yabancılık unsuru taşıyan davalarda en çok hata yapılan konuların başında sürelerin ve usul işlemlerinin yanlış hesaplanması gelir. Zira iç hukuktaki basit bir tebligatın aksine, uluslararası tebligatlar aylar sürebilmektedir.
Zamanaşımı: Hangi Hukuk Uygulanır?
Kıta Avrupası ve Türk hukuk sisteminde zamanaşımı bir maddi hukuk kurumudur. Bu nedenle, uluslararası bir ticari davada Türk mahkemesi, sözleşmenin esasına hangi hukuku uyguluyorsa (Lex Causae), zamanaşımı süresini de o hukuka göre belirler.
- Sözleşmeye İsviçre hukuku uygulanacaksa, zamanaşımı süresi, başlangıcı ve kesilmesi İsviçre Borçlar Kanununa göre tespit edilir. (Ancak Anglo-Sakson İngiliz hukukunda zamanaşımı bir usul kuralı sayıldığı için, İngiliz hukuku uygulanan hallerde kanunlar ihtilafı yönünden özel değerlendirme yapılır).
- CISG (Milletlerarası Mal Satım Sözleşmeleri Hakkında BM Antlaşması) kendi içinde bir zamanaşımı süresi öngörmemiştir. Bu durumda, yine kanunlar ihtilafı kurallarına göre bulunacak maddi hukukun zamanaşımı süreleri uygulanır.
Yurt Dışı Tebligat Usulleri ve Süreler
Türk mahkemesinde açılan davada, yurt dışındaki davalı şirkete dava dilekçesinin gönderilmesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25 vd. ile 1965 tarihli Hukuki veya Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre yapılır.
- Merkezi Makam Yolu: Tebligat evrakı yeminli tercümesi ile birlikte Adalet Bakanlığı aracılığıyla ilgili ülkenin “Merkezi Makamına” gönderilir. Bu süreç bürokratik işlemler nedeniyle 3 ay ila 1 yıl arasında sürebilmektedir.
- Konsolosluk Yoluyla Tebligat: Yabancı ülkedeki bir Türk vatandaşına tebligat yapılacaksa, o yerdeki Türk Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla doğrudan tebligat yapılabilir.
- Cevap Süresinin Uzaması: HMK’ya göre ticari davalarda cevap süresi normalde tebliğden itibaren 2 haftadır. Ancak yurt dışı tebligatlarda mahkeme, davanın niteliği ve yurt dışı iletişim şartlarını göz önüne alarak davalıya +1 aya kadar ek süre verebilir.
- Tahkimde Tebligat: Tahkim yargılamasında taraflar tebligatın e-posta veya kurye ile yapılmasını kararlaştırabilirler; bu durum tahkimin mahkeme yargılamasına göre çok daha hızlı ilerlemesini sağlayan en önemli faktördür.
15. 2025-2026 Yılı Güncel Gelişmeleri ve Yargıtay İçtihatları
Doğrudan Yanıt: 2025 ve 2026 yıllarında uluslararası ticari uyuşmazlıklarda en dikkat çeken gelişmeler; elektronik sözleşmelerde yetki şartının ispatı, kripto varlıklarla yapılan ödemelerin ifa yeri tartışmaları ve Yargıtay’ın ambargoları “mücbir sebep” olarak değerlendirme kriterlerindeki katılaşmasıdır.
Uluslararası ticaretin dijitalleşmesi ve küresel jeopolitik krizler, uluslararası özel hukuk uygulamalarını da doğrudan etkilemektedir. Özellikle 2025 ve 2026 yıllarında Türk mahkemeleri ve Yargıtay daireleri, geleneksel MÖHUK kurallarını yeni nesil ticari işlemlere uyarlamak zorunda kalmıştır. Bu süreçte öne çıkan temel gelişmeler şunlardır:
Dijital Sözleşmeler ve E-Postalardaki Yetki Şartları
Geçmişte Yargıtay, e-posta altlarında veya fatura arkalarında yer alan matbu “İhtilaf halinde X mahkemeleri yetkilidir” ibarelerini, tarafların açık iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçerli bir yetki anlaşması olarak kabul etmemekteydi. Ancak 2025 yılı sonlarında verilen güncel içtihatlar (örneğin; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/112, K. 2025/4580) tacirler arasında uzun süredir devam eden ticari ilişkilerde (cari hesap ilişkisi), e-posta üzerinden düzenli olarak paylaşılan ve itiraz edilmeyen standart şartların (terms and conditions) artık zımni bir kabul oluşturduğunu ve yetki şartı olarak geçerli sayılabileceğini işaret etmektedir. Bu durum, dijital ortamda iş yapan firmalar için e-posta yazışmalarının hukuki bağlayıcılığını artırmıştır.
Kripto Varlıklar ve Akıllı Sözleşmeler (Smart Contracts)
2026 itibarıyla, özellikle uluslararası mal alım satımlarında ödemelerin kısmen veya tamamen kripto varlıklar (stablecoinler vb.) üzerinden yapılması yaygınlaşmıştır. Türk hukukunda kripto varlıkların regülasyonu süreci hızlanmış olsa da, MÖHUK açısından “kripto ödemenin ifa yeri” tartışmalı bir konudur. Zira ifa yeri, yetkili mahkemeyi ve kimi zaman uygulanacak hukuku belirler. Güncel doktrin ve ilk derece mahkemesi kararları, merkeziyetsiz bir ağda gerçekleşen ödemelerde salt dijital cüzdan adreslerine bakarak yer tespiti yapılamayacağını; bu nedenle karakteristik edimi (malı teslim eden veya hizmeti sağlayan) yerine getiren tarafın yerleşim yerinin daha ağır bastığını kabul etme eğilimindedir.
Ekonomik Yaptırımlar ve Mücbir Sebep (Force Majeure) Algısı
Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki krizler sonrası uygulanan uluslararası ekonomik ambargolar, birçok uluslararası ticari sözleşmenin ifasını imkansız hale getirmiştir. Yargıtay’ın güncel yaklaşımı, yabancı bir devletin koyduğu ambargonun doğrudan bir “mücbir sebep” olarak Türk mahkemelerinde kabul edilebilmesi için çok sıkı şartlar araması yönündedir. Yargıtay, tacirin basiretli davranma yükümlülüğünü (TTK m.18) ön plana çıkararak, uluslararası siyasi risklerin sözleşme kurulurken öngörülebilir olup olmadığını detaylıca incelemektedir. Eğer ambargo riski sözleşme anında biliniyor veya tahmin edilebiliyorsa, uyarlama (hardship) talepleri reddedilmektedir.
16. Yabancı Şirketler İçin Pratik Sözleşme Önerileri
Doğrudan Yanıt: Yabancı şirketlerle ticari ilişkiye giren Türk firmalarının veya Türkiye’de yatırım yapan yabancı yatırımcıların, sözleşmelerine mutlaka açık bir hukuk seçimi, net bir yetki veya kurumsal tahkim şartı ile dili ve tebligat usullerini belirleyen maddeler eklemeleri hayati önem taşır.
Uluslararası ticari davalarda karşılaşılan sorunların %90’ı, sözleşme hazırlık (drafting) aşamasında yapılan eksikliklerden kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlık doğduktan sonra uygulanacak hukuku veya yetkili mahkemeyi tartışmak, asıl alacak davasından daha fazla zaman ve masraf gerektirir. 2026 yılı gerçekleri ışığında, sınır ötesi ticari sözleşmeler hazırlanırken şu pratik adımlara uyulmalıdır:
1. “Applicable Law” (Uygulanacak Hukuk) Maddesi Net Olmalı
- Sözleşmeye “Bu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklarda Türk Hukuku uygulanacaktır” şeklinde net bir madde ekleyin.
- Eğer CISG’in (Milletlerarası Mal Satım Sözleşmeleri Hakkında BM Antlaşması) uygulanmasını istemiyorsanız, bunu açıkça belirtin. (“Bu sözleşmeye Türk hukuku uygulanacak olup, CISG hükümleri hariç tutulmuştur.”) Aksi takdirde, her iki ülke CISG’e tarafsa, Türk iç hukuku değil doğrudan CISG kuralları devreye girer.
2. Yetki (Jurisdiction) ile Tahkim (Arbitration) Birbirine Karıştırılmamalı
- Sözleşmede hem “İstanbul Mahkemeleri yetkilidir” hem de “ICC Tahkim kuralları uygulanır” şeklinde çelişkili (patolojik) maddeler kullanmayın. Bu tür klozlar her ikisini de geçersiz kılabilir.
- Tahkimi seçiyorsanız, ad hoc tahkim yerine mutlaka kurumsal tahkimi (ISTAC, ICC, LCIA vb.) tercih edin ve ilgili kurumun web sitesindeki standart tahkim şartını sözleşmeye kopyalayın.
3. “Language of the Contract” (Sözleşme Dili) Belirlenmeli
- İki dilli (örneğin Türkçe-İngilizce) sözleşmelerde, çeviri hatalarından kaynaklanacak yorum farklarını önlemek için ihtilaf halinde hangi dilin geçerli olacağını (Prevailing Language) mutlaka belirtin. (“İşbu sözleşme Türkçe ve İngilizce hazırlanmış olup, uyuşmazlık halinde İngilizce metin esas alınacaktır.”)
4. Elektronik Tebligat Adresleri Eklenmeli
- Yurt dışı tebligatların Lahey Sözleşmesi kapsamında aylar sürebileceği gerçeği karşısında; sözleşmeye tarafların KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) adreslerini veya uyuşmazlık bildirimlerinin yapılacağı spesifik e-posta adreslerini ekleyin ve “Bu adreslere yapılan bildirimler yasal tebligat yerine geçer” şartını koyun.
17. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Uluslararası ticari bir dava Türkiye’de ne kadar sürer?
Türkiye’de açılan uluslararası nitelikteki bir ticari davanın süresi, tebligatların yapılmasına ve delillerin toplanma hızına bağlı olarak değişir. Yabancılık unsuru taşımayan bir iç hukuk davası yerel mahkemede 1-2 yıl sürerken, yurt dışı tebligatların (Lahey Sözleşmesi prosedürü) veya yurt dışından istinabe yoluyla delil toplanmasının gerektiği uluslararası davalarda bu süre ilk derece mahkemesinde 3 ila 5 yıla kadar uzayabilmektedir. İstinaf ve Yargıtay aşamaları da eklendiğinde sürecin kesinleşmesi 7 yılı bulabilir. Bu nedenle tahkim, süre açısından çok daha avantajlıdır.
Yabancı bir şirkete dava açmak için hangi belgeler gereklidir?
Yabancı bir şirkete karşı Türk mahkemelerinde dava açarken; davanın dayanağı olan sözleşme, faturalar, konşimento (taşıma) belgeleri, gümrük beyannameleri ve taraflar arasındaki e-posta/yazışma kayıtları temel delillerdir. Ancak usul hukuku gereği, yabancı dildeki tüm bu belgelerin yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmiş olması ve noter onaylı nüshalarının sunulması şarttır. Ayrıca yurt dışından alınan resmi belgelerin (örneğin yabancı şirketin ticaret sicil kaydı) geçerli olabilmesi için Apostil şerhi taşıması zorunludur.
Uluslararası tahkim (ICC veya ISTAC) masrafı ne kadardır?
Tahkim masrafları, uyuşmazlık konusu meblağa (dava değerine) göre oransal olarak hesaplanır ve kurumdan kuruma değişir. ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi), uluslararası alternatiflerine göre oldukça ekonomiktir. Örneğin; 100.000 USD değerindeki bir uyuşmazlık için ISTAC’ta tek hakemli bir yargılamanın toplam maliyeti (kurum harcı + hakem ücreti) yaklaşık 5.000 – 7.000 USD civarında tutarken; aynı meblağ için ICC’de (Paris) bu maliyet 15.000 – 20.000 USD seviyelerine çıkabilmektedir. Masraflar başlangıçta davacı tarafından avans olarak yatırılır, davayı kazanan taraf haklılık oranına göre bu masrafı karşı taraftan talep eder.
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tenfizi nereye yapılır?
Yabancı bir devlet mahkemesinden alınan kararın Türkiye’de icra edilebilmesi için açılacak “Tenfiz Davası”, kural olarak kendisine karşı tenfiz istenen kişinin (davalının) Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Eğer davalının Türkiye’de bir yerleşim yeri veya sakin olduğu yer yoksa; Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde dava açılabilir (MÖHUK m.51). Görevli mahkeme ise, kararın niteliğine göre Asliye Hukuk veya Aile Mahkemesi (boşanma/nafaka için) olabileceği gibi, ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.
Sözleşmede hukuk seçimi yapmazsam ne olur?
Taraflar uluslararası ticari sözleşmelerinde uyuşmazlığa hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını (örneğin Türk Hukuku veya İsviçre Hukuku) belirlememişlerse, ihtilaf halinde MÖHUK’un objektif bağlama kuralları devreye girer. MÖHUK Madde 24/4’e göre, hukuk seçimi yapılmamışsa sözleşmeden doğan ilişkiye “o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk” uygulanır. Bu da genellikle, sözleşmedeki “karakteristik edimi” ifa eden tarafın (örneğin satım sözleşmesinde malı teslim eden satıcının, hizmet sözleşmesinde hizmeti sağlayan şirketin) iş merkezinin veya yerleşim yerinin bulunduğu ülkenin hukuku olacaktır.
Uluslararası ticari alacaklarda zamanaşımı süresi nedir?
Uluslararası bir alacak davasında zamanaşımı süresi doğrudan “10 yıldır” veya “5 yıldır” denilemez. Çünkü Türk milletlerarası özel hukuk sistemine göre zamanaşımı usuli bir mesele değil, esasa ilişkin bir maddi hukuk kurumudur. Dolayısıyla zamanaşımı süresi, o sözleşmeye uygulanacak hukuka (Lex Causae) göre belirlenir. Eğer sözleşmeye Alman hukuku uygulanıyorsa zamanaşımı Alman BGB kurallarına göre, Türk hukuku uygulanıyorsa Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu kurallarına göre (genel kural 10 yıl, bazı ticari alacaklarda 5 yıl) hesaplanır.
Yabancı şirket Türkiye’de dava açarken teminat ödemek zorunda mı?
MÖHUK Madde 48’e göre kural olarak evet; Türkiye’de dava açan veya icra takibi başlatan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, muhtemel yargılama giderleri ve karşı tarafın zararını güvence altına almak için mahkemenin belirleyeceği (genellikle %10-%15) bir teminatı yatırmak zorundadır. Ancak bu kuralın çok geniş istisnaları vardır. Yabancı şirketin vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında Lahey Hukuk Usulüne Dair Sözleşme veya ikili bir adli yardımlaşma antlaşması varsa ya da fiili karşılıklılık (mütekabiliyet) bulunuyorsa, yabancı şirket bu teminatı göstermekten muaf tutulur.
18. Sonuç ve Değerlendirme
Uluslararası ticari ilişkiler, salt ekonomik bir mübadele olmanın ötesinde, farklı hukuki sistemlerin, egemenlik iddialarının ve kültürel iş yapış biçimlerinin kesiştiği karmaşık bir zeminde yürütülür. 2026 yılının küresel dinamikleri, sınır ötesi ticarette öngörülebilirliğin ve hukuki güvenliğin her zamankinden daha değerli olduğunu kanıtlamaktadır. “Uluslararası ticari davalarda hangi ülke hukuku uygulanır?” sorusu, basit bir kanunlar ihtilafı problemi değil; ticari risklerin yönetimi, tahsilatın güvence altına alınması ve şirket itibarının korunması bağlamında stratejik bir iş kararıdır.
Bu kapsamlı rehberde incelediğimiz üzere, sürecin temel sacayakları şunlardır:
- Önleyici Hukuk: Uyuşmazlık çıkmadan önce sözleşme masasında atılacak adımlar (hukuk seçimi, yetki veya tahkim şartının doğru kurgulanması), dava aşamasındaki tüm usuli avantajları belirler.
- İrade Muhtariyeti: Türk MÖHUK sistemi, ticari aktörlere uygulanacak hukuku seçme konusunda son derece geniş bir özgürlük tanımaktadır. Bu özgürlüğün, sözleşme hazırlık aşamasında net ve tartışmaya yer bırakmayacak şekilde (örneğin patolojik klozlara düşmeden) kullanılması elzemdir.
- Tahkimin Yükselişi: Özellikle devlet mahkemelerindeki yurt dışı tebligat süreçlerinin yıllar alması, ISTAC veya ICC gibi kurumsal tahkim merkezlerini uluslararası ticaretin varsayılan (default) çözüm mekanizması haline getirmiştir. New York Sözleşmesi’nin sağladığı küresel icra kolaylığı, tahkimi vazgeçilmez kılmaktadır.
- Usuli Kuralların Katılığı: Uygulanacak hukuk seçilmiş olsa dahi; delillerin apostil süreçleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi şartları (kamu düzeni ve mütekabiliyet incelemeleri) katı şekil şartlarına tabidir.
Sonuç olarak; yabancılık unsuru taşıyan bir ticari uyuşmazlık, standart bir iç hukuk ihtilafı gibi yönetilemez. Farklı yargı çevrelerinin usul kurallarını, uluslararası antlaşmaların (CISG, New York Sözleşmesi vd.) iç hukuka üstünlüğünü ve Yargıtay’ın güncel içtihatlarını harmanlayabilen özel bir uzmanlık gerektirir. Sınır ötesi ticari operasyon yürüten firmaların, sadece ticari pazarlığa odaklanmayıp, her bir sözleşmeyi potansiyel bir uyuşmazlık haritası olarak görerek “milletlerarası özel hukuk” disiplinine hakim uzmanlardan profesyonel destek almaları, geri dönülemez mali kayıpların önüne geçecektir.
Yasal Uyarı
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hukuki tavsiye veya mütalaa niteliği taşımamaktadır. Milletlerarası özel hukuk uygulamaları sürekli olarak güncellenen yargı kararları ve uluslararası antlaşmalar ile şekillenmektedir. Somut uyuşmazlıklarınız ve sözleşme süreçleriniz için mutlaka alanında uzman bir avukata veya hukuk bürosuna danışmanız önerilir. 2026 yılı itibarıyla güncel Türk mevzuatına ve genel doktrin kabullerine göre hazırlanmıştır.
- cisg uygulaması
- hangi ülke hukuku uygulanır
- ICC tahkim
- irade muhtariyeti
- ISTAC tahkim
- karakteristik edim
- lex causae
- lex fori
- milletlerarası tahkim
- milletlerarası yetki
- möhuk
- new york sözleşmesi
- tahkim şartı
- tanıma ve tenfiz
- tenfiz davası
- ticari uyuşmazlıklar
- uluslararası sözleşmeler
- uluslararası ticaret hukuku
- uluslararası ticari davalar
- uygulanacak hukuk
- yabancı hakem kararları
- yabancı mahkeme kararı
- yabancılık unsuru
- yurt dışı tebligat