İtirazın Kaldırılması ve İtirazın İptali Farkları Alacak Tahsilinde Doğru Yol
İçindekiler
- 1. İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Nedir? Temel Kavramlar
- 2. Hukuki Dayanak: İcra ve İflas Kanunu Çerçevesinde Düzenlemeler
- 3. Alacak Tahsilinde Hangi Yol Seçilmeli? Temel Karar Kriterleri
- 4. İtirazın Kesin Kaldırılması İçin Gereken Belgeler Nelerdir? (İİK m. 68)
- 5. İtirazın İptali Davasının Şartları ve Kapsamı (İİK m. 67)
- 6. İtirazın Kaldırılması ve İtirazın İptali Arasındaki Temel Farklar
- 7. İtirazın Kaldırılması Prosedürü ve Dava Aşamaları
- 8. İtirazın İptali Davasında Yargılama Usulü ve İspat Yükü
- 9. Görevli ve Yetkili Mahkemeler: İcra Hukuk mu, Genel Mahkemeler mi?
- 10. İtirazın Kaldırılması ve İptalinde Dava Açma Süreleri (6 Ay ve 1 Yıl Kuralı)
- 11. İcra İnkar Tazminatı ve Kötüniyet Tazminatı Şartları
- 12. Süreçte Sık Yapılan Hatalar ve Hak Kayıpları
- 13. Kararlara Karşı Kanun Yolları: İstinaf ve Temyiz Süreçleri
- 14. Yargıtay Kararları Işığında Örnek İçtihatlar ve Emsal Dosyalar
- 15. 2024-2026 Yılı Güncel Yasal Gelişmeler ve Harç Oranları
- 16. Alacaklılar ve Borçlular İçin Stratejik Hukuki Öneriler
- 17. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- 18. Sonuç ve Değerlendirme
Türkiye’de alacak tahsili süreçleri, özellikle ilamsız icra takibi aşamasında borçlunun ödeme emrine itiraz etmesiyle karmaşık bir hukuki boyuta taşınabilmektedir. Bir alacaklının başlattığı icra takibi, borçlunun icra dairesine sunacağı basit bir itiraz dilekçesi ile anında durur. İşte bu noktada alacaklıların önünde, duran takibi devam ettirebilmek ve alacaklarına kavuşabilmek için temelde iki önemli hukuki yol bulunur: İtirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması talebi. İtirazın kaldırılması ve itirazın iptali farkları, sadece görevli mahkeme veya başvuru süresi gibi teknik detaylardan ibaret değildir; aynı zamanda ispat hukuku, yargılama süresi, masraflar ve nihai hükmün niteliği açısından da derin ayrılıklar içerir. Bu kapsamlı rehberde, alacak tahsilinde doğru yolu seçebilmeniz için itirazın kaldırılması ve itirazın iptali kurumlarını tüm hukuki boyutlarıyla, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) düzenlemeleri ve Yargıtay içtihatları ışığında derinlemesine inceleyeceğiz.
1. İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Nedir? Temel Kavramlar
İtirazın iptali ve itirazın kaldırılması, ilamsız icra takibine borçlu tarafından yasal süresi içinde yapılan itirazı bertaraf ederek takibin devamını sağlayan iki farklı hukuki yoldur. İtirazın iptali, genel mahkemelerde açılan ve alacağın varlığının genel ispat kuralları çerçevesinde her türlü delille ispatlanabildiği genel bir eda davası niteliğindeyken; itirazın kaldırılması, elinde İcra ve İflas Kanunu madde 68’de sınırlı sayıda sayılan belgelerden biri bulunan alacaklıların doğrudan İcra Hukuk Mahkemesi’ne başvurduğu, dar yetkili ve çok daha hızlı sonuçlanan bir kanun yoludur.
Türk İcra ve İflas Hukuku sisteminde, alacaklının elinde bir mahkeme kararı (ilam) bulunmadan da doğrudan icra dairesi aracılığıyla “ilamsız icra takibi” (Genel Haciz Yoluyla Takip) başlatma hakkı vardır. Bu sistemin esnekliği, borçluya da aynı derecede kolay bir savunma mekanizması sunar. Kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, 7 gün içerisinde icra dairesine giderek borca, faize veya yetkiye itiraz edebilir. Bu itiraz, icra takibini kendiliğinden (hukuken otomatik olarak) durdurur. İtiraz edilen icra takibini yeniden canlandırmak ve haciz aşamasına geçebilmek için alacaklının inisiyatif alması şarttır.
Bu inisiyatif iki yönde kullanılabilir:
- İtirazın İptali Yolu: Genel yetkili mahkemelerde (Asliye Hukuk Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi, İş Mahkemesi vb.) açılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin esasına girilerek maddi gerçeğin araştırıldığı kapsamlı bir davadır. Tanıktan bilirkişiye, yemin delilinden ticari defter incelemesine kadar her türlü ispat aracı kullanılabilir. Karar, “maddi anlamda kesin hüküm” teşkil eder; yani uyuşmazlık tamamen ve bir daha açılmamak üzere çözülür.
- İtirazın Kaldırılması Yolu: Sadece şekli bir inceleme yapan İcra Hukuk Mahkemelerinde görülür. Hakim, davanın esasına girmez, sadece alacaklının sunduğu belgenin İİK m. 68’de belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığına ve borçlunun itirazının İİK hükümlerine göre yerinde olup olmadığına bakar. Tanık dinlenmez, yemin teklif edilmez. Verilen karar “şekli anlamda kesin hüküm” niteliğindedir. Yani alacaklı burada kaybetse bile sonrasında genel mahkemelerde dava açma hakkını korur.
Bu iki yol arasındaki ayrım, hukukumuzda alacaklı ve borçlu menfaatlerinin dengelenmesi amacıyla oluşturulmuştur. Resmiyet ve kesinlik arz eden belgeye sahip alacaklı uzun yıllar sürecek mahkeme koridorlarında bekletilmezken, alacağı bir sözleşmeye, faturaya veya sadece şifahi bir anlaşmaya dayanan alacaklının iddiasının ise genel yargılama kurallarına tabi tutulması öngörülmüştür.
2. Hukuki Dayanak: İcra ve İflas Kanunu Çerçevesinde Düzenlemeler
İtirazın iptali davasının temel hukuki dayanağı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesidir. İtirazın kesin kaldırılması kurumu aynı kanunun 68. maddesinde, itirazın geçici kaldırılması ise 68/a maddesinde düzenlenmiştir; tüm bu süreçler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleriyle entegre bir biçimde yürütülür.
Hukuki dayanakların detaylarına inildiğinde, kanun koyucunun her bir yol için farklı usul ve esaslar belirlediği açıkça görülmektedir. Türk hukuk sisteminde icra takibinin felsefesi, alacaklının hakkına hızlı ulaşması ile borçlunun haksız bir takipten korunması arasındaki hassas dengeye dayanır.
İİK Madde 67: İtirazın İptali
İcra ve İflas Kanunu Madde 67 hükmü uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu madde, genel mahkemelerin alanına giren uyuşmazlıklarda uygulanır. Maddenin devamında, borçlunun veya alacaklının haksızlığı ve kötüniyeti durumunda hükmedilecek olan ve uygulamada “İcra İnkar Tazminatı” olarak bilinen tazminat türü de düzenlenmiştir. Yasa koyucu burada asgari %20 oranında bir tazminat öngörerek, borçluyu haksız yere itiraz etmekten caydırmayı, alacaklıyı da haksız takip yapmaktan alıkoymayı hedeflemiştir.
İİK Madde 68 ve 68/a: İtirazın Kaldırılması
İİK’nın 68. maddesi, “İtirazın kesin olarak kaldırılması” başlığını taşır. İlgili madde çok net bir sınırlama getirir: “Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir.” Bu madde, dar yetkili icra mahkemesinin (İcra Hukuk Mahkemesi) yargı yetkisini çizen en temel kalkış noktasıdır.
İİK 68/a ise, borçlunun “imzaya itiraz” etmesi durumunda işletilecek olan “İtirazın Geçici Kaldırılması” müessesesini düzenler. Adi senetteki (noter onaylı olmayan, taraflar arasında düzenlenmiş senet) imzaya itiraz edilmesi halinde, İcra Mahkemesi imza incelemesi yapar. İmzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa itiraz geçici olarak kaldırılır ve borçluya genel mahkemede borçtan kurtulma (menfi tespit) davası açması için süre verilir.
[İLGİLİ YAZI: İcra Hukuk Mahkemesinin Görev Alanı ve Sınırları]
3. Alacak Tahsilinde Hangi Yol Seçilmeli? Temel Karar Kriterleri
Alacak tahsilinde itirazın kaldırılması ile itirazın iptali davası arasında seçim yaparken dikkate alınması gereken en temel kriter, alacağın İİK m. 68’de sayılan “imzası borçlu tarafından kabul edilmiş veya noterlikçe tasdikli bir borç ikrarı içeren belgeye” dayanıp dayanmadığıdır. Eğer elinizde kanunun aradığı bu özel nitelikli belgelerden biri varsa, aylar içinde sonuçlanan itirazın kaldırılması yolu seçilmeli; elinizdeki deliller fatura, cari hesap ekstresi, e-posta yazışmaları veya tanık beyanı gibi genel ispat araçlarıysa zorunlu olarak itirazın iptali davası yoluna gidilmelidir.
Bir icra takibine itiraz geldiğinde alacaklı ve vekilinin vereceği karar, sürecin kaderini doğrudan etkiler. Yanlış bir yolun seçilmesi sadece zaman kaybına değil, aynı zamanda ciddi vekalet ücreti ve yargılama gideri yüküne (karşı tarafa ödenecek masraflar) neden olur. Karar aşamasında şu kriterler analiz edilmelidir:
- Delillerin Niteliği (En Önemli Kriter): İtirazın kaldırılması için belgenin “kayıtsız şartsız bir borç ikrarı” içermesi gerekir. Örneğin, bir banka dekontu açıklama kısmında sadece “borç” yazıyorsa bu yeterli olmayabilir (Yargıtay içtihatlarına göre bu durum tartışmalıdır ve havalenin bir borcun ödenmesine karine teşkil ettiği kuralı gereği, dekont tek başına İİK 68 belgesi sayılmaz). Ancak noter onaylı bir borç senedi veya resmi dairenin düzenlediği kesin bir evrak doğrudan İİK 68 kapsamında değerlendirilir. Deliller zayıfsa veya yorum gerektiriyorsa itirazın iptali yolu mecburidir.
- Zaman Baskısı: İtirazın iptali davaları, ülkemizdeki mahkeme iş yükü, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporlarının beklenmesi, itirazlar ve keşif süreçleri nedeniyle 1,5 ila 3 yıl arasında (istinaf ve temyiz hariç) sürebilmektedir. Oysa İcra Hukuk Mahkemelerinde görülen itirazın kaldırılması talepleri genellikle birkaç celsede, 3 ila 6 ay içerisinde karara bağlanır.
- Maliyet ve Harçlar: İtirazın iptali davası açılırken nispi harç (alacağın değeri üzerinden hesaplanan oransal harç) ödenir. Bu, yüksek tutarlı alacaklarda alacaklı için başlangıçta ciddi bir finansal yük anlamına gelir. İtirazın kaldırılması talebinde ise sadece maktu (sabit) harç yatırılır.
- Arabuluculuk Dava Şartı: İtirazın iptali davası ticari bir uyuşmazlıktan veya tüketici uyuşmazlığından doğuyorsa, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan itirazın iptali davası açılamaz. İtirazın kaldırılması taleplerinde ise arabuluculuk şartı bulunmamaktadır.
4. İtirazın Kesin Kaldırılması İçin Gereken Belgeler Nelerdir? (İİK m. 68)
İtirazın kesin kaldırılması talebinde bulunabilmek için alacaklının iddiasını, İİK m. 68’de sınırlı sayıda sayılan ve “münhasıran” ispat gücü taşıyan belgelerle ispat etmesi zorunludur. Bu belgeler; imzası borçlu tarafından ikrar (kabul) edilmiş adi senet, noterlikçe re’sen düzenlenmiş veya imzası tasdik edilmiş senet, resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde usulüne göre verdikleri belgeler ve kredi kurumlarının (bankaların) düzenlediği kesinleşmiş hesap özetleridir.
İcra Hukuk Mahkemesi hakimi dar yetkilidir; belgenin içeriğinin gerçek olup olmadığını araştıramaz, yalnızca belgenin İİK m. 68 anlamında bir belge olup olmadığını inceler. Bu nedenle “İİK m. 68 belgesi” kavramı son derece katı yorumlanır. İtirazın kaldırılması talebinde kullanılabilecek belgeleri detaylandırmak gerekirse:
1. İmzası İkrar Edilmiş Adi Senetler
Adi senet, resmi bir makam (örneğin noter) önünde düzenlenmemiş, tarafların kendi aralarında yazıp imzaladıkları sözleşmeler veya taahhütnamelerdir. Ancak bir adi senedin İİK 68 belgesi olabilmesi için çok kritik bir şart vardır: İmzanın borçlu tarafından açıkça kabul edilmiş (ikrar edilmiş) olması. Borçlu, icra dairesine verdiği itiraz dilekçesinde sadece “borca itiraz ediyorum” der ve imzaya ayrıca ve açıkça itiraz etmezse, kanun gereği imza kabul edilmiş (ikrar edilmiş) sayılır. Bu durumda o adi senet, itirazın kaldırılması aşamasında İİK 68 belgesi gücüne ulaşır. Fakat borçlu “Böyle bir borcum yoktur, altındaki imza da bana ait değildir” diyerek imzaya itiraz ederse, itirazın kesin kaldırılması talep edilemez (bu durumda İİK 68/a gereği itirazın geçici kaldırılması söz konusu olur).
2. Noterlikçe Düzenlenmiş veya Onaylanmış Senetler
Noterlerin görevleri kapsamında düzenleme (re’sen) şeklinde yaptıkları veya ilgililerin dışarıda hazırlayıp noter huzurunda imzaladıkları (onaylama şeklinde) ve borç ikrarı içeren her türlü sözleşme, taahhütname veya belge tereddütsüz İİK 68 belgesidir. Borçlu noterde atılmış bir imzayı inkar etse dahi, bu durum belgenin vasfını etkilemez (sahteliği genel mahkemede kanıtlanana kadar evrak geçerlidir).
3. Resmi Dairelerin ve Makamların Verdikleri Belgeler
Devlet dairelerinin, yetkileri dahilinde düzenledikleri ve kesin bir borç ikrarı veya borç yükümlülüğü içeren evraklardır. Örneğin, kesinleşmiş vergi tahakkuk fişleri, belediyelerin tahakkuk ettirdiği kesinleşmiş resim ve harç belgeleri, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) prim belgeleri bu kapsamdadır.
4. Bankalar ve Kredi Kurumları Tarafından Düzenlenen Belgeler
İİK m. 68/b özel bir düzenleme içerir. Kredi sözleşmelerine dayalı olarak bankalar tarafından gönderilen hesap özetleri (kredi kartı ekstreleri, kredi hesap kat ihtarnameleri), borçluya tebliğ edilip süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşmişse, bu ihtarnameler de İİK m. 68 anlamında belge sayılır. Borçlunun icra takibine yapacağı itiraz, bankanın elindeki ihtarnamenin bu vasfını ortadan kaldırmaz.
Not: Fatura tek başına bir İİK 68 belgesi değildir. Üzerinde borçlunun imzası bulunmayan cari hesap ekstresi, irsaliye, whatsapp yazışmaları veya e-posta dökümleri kesinlikle itirazın kaldırılmasında delil olarak kullanılamaz. Bu gibi delillere dayanan alacaklılar, doğrudan itirazın iptali davası açmalıdır.
5. İtirazın İptali Davasının Şartları ve Kapsamı (İİK m. 67)
İtirazın iptali davasının açılabilmesi için hukuken aranan şartlar şunlardır: Geçerli ve derdest bir ilamsız icra takibinin varlığı, borçlunun ödeme emrine yasal süresi içinde (7 gün) geçerli bir itirazda bulunarak takibi durdurmuş olması ve alacaklının bu itirazın kendisine veya vekiline tebliğ edildiği tarihten itibaren tam 1 (bir) yıl içerisinde görevli ve yetkili genel mahkemelerde dava açmış olmasıdır.
İtirazın iptali davası, özünde bir “alacak (eda) davası”dır ancak icra hukuku ile iç içe geçmiş kendine has kuralları (sui generis yapısı) vardır. Bu davanın kabulü ile birlikte hem alacağın varlığı genel mahkeme kararıyla (ilam) tespit edilmiş olur hem de duran icra takibi kaldığı yerden devam eder. Davanın temel şartlarını detaylandırmak, süreci hatasız yönetmek için elzemdir:
a) Geçerli Bir İlamsız İcra Takibi Bulunmalıdır
Davanın ön şartı, icra müdürlüğünde usulüne uygun olarak başlatılmış bir ilamsız (genel haciz veya kambiyo senetleri dışındaki yollarla) icra takibinin olmasıdır. Eğer ortada başlatılmış bir icra takibi yoksa veya takip icra müdürü tarafından reddedilmişse, “itirazın iptali” davası açılamaz; bu durumda genel hükümlere göre bir “alacak davası” açılması gerekir.
b) Süresinde ve Geçerli Bir İtiraz Olmalıdır
Borçlu, ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra 7 gün içinde icra dairesine (veya bulunduğu yerdeki icra dairesi aracılığıyla takibin yapıldığı icra dairesine) itiraz etmiş olmalıdır. Süresi geçtikten sonra yapılan itirazlar geçersizdir ve takip kesinleşir. Takip kesinleştiği halde, borçlunun veya icra dairesinin hatasıyla takip durmuş gibi işlem yapılıp itirazın iptali davası açılırsa, mahkeme “hukuki yarar yokluğu” nedeniyle davayı usulden reddedecektir.
c) Bir Yıllık Hak Düşürücü Süreye Uyulmalıdır
İİK m. 67 çok net bir süre sınırı çizer: “İtirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl.” Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Yani hakim tarafından re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Sürenin başlangıcı, itirazın yapıldığı tarih değil, itiraz dilekçesinin alacaklıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği tarihtir. Uygulamada çoğu zaman icra daireleri itiraz dilekçesini alacaklıya tebliğ etmez (masraf yokluğu vb. sebeplerle). Bu durumda 1 yıllık süre başlamaz. Ancak alacaklı (veya vekili) icra dosyasına gidip evrakı bizzat inceler ve suret alırsa (ittila – öğrenme tarihi), Yargıtay kararlarına göre bu tarih tebliğ tarihi sayılarak 1 yıllık süre işlemeye başlar.
d) Arabuluculuk Dava Şartının Yerine Getirilmesi (Gerektiğinde)
7155 sayılı Kanun ile getirilen ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk (TTK m. 5/A) ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (m. 73/A) kapsamındaki tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk kuralları, itirazın iptali davaları için de aynen geçerlidir. Alacağın kaynağı ticari bir iş ise veya tüketici işleminden doğuyorsa, davayı açmadan önce arabulucuya başvurulması ve anlaşamama tutanağının dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Aksi takdirde dava usulden (dava şartı yokluğundan) reddedilir.
6. İtirazın Kaldırılması ve İtirazın İptali Arasındaki Temel Farklar
İtirazın kaldırılması ve itirazın iptali arasındaki temel farklar; yargılama merciinin (İcra Hukuk Mahkemesi’ne karşı Genel Mahkemeler), ispat araçlarının kapsamının (sınırlı İİK m. 68 belgelerine karşı her türlü delil), dava açma sürelerinin (6 aya karşı 1 yıl), ödenen harç türünün (maktu harca karşı nispi harç) ve verilen kararın kesinlik derecesinin (şekli anlamda kesin hükme karşı maddi anlamda kesin hüküm) farklılaşmasından doğmaktadır.
Bu iki kurumun birbirine karıştırılması, hak kayıplarının en büyük nedenlerinden biridir. Alacak tahsili stratejisinin merkezinde yer alan bu farklılıkları netleştirmek adına aşağıdaki detaylı analiz ve karşılaştırma büyük önem taşır:
1. Görevli Mahkeme ve Yargılama Usulü: İtirazın kaldırılmasında tek görevli mahkeme İcra Hukuk Mahkemeleridir. Bu mahkemelerde HMK’nın “basit yargılama usulü” uygulanır, süreç çok hızlı ilerler. İtirazın iptalinde ise görevli mahkeme, alacağın niteliğine göre değişir (Asliye Hukuk, Asliye Ticaret, İş, Aile vb.). Genel mahkemelerde çoğu zaman “yazılı yargılama usulü” geçerlidir, dilekçeler aşaması dahi aylar sürer.
2. İspat Serbestisi vs. Sınırlı İspat: İtirazın iptali davasında alacaklı hakkını tanık, bilirkişi, yemin, ticari defter, e-posta, mesaj kayıtları dahil HMK’da geçerli her türlü yasal delille ispatlayabilir. İtirazın kaldırılmasında ise tanık dinlenemez, yemin teklif edilemez. Hatta İcra Hukuk Mahkemesi hakimi bilirkişiye dahi sadece sınırlı teknik konularda (örneğin imzanın sahteliği yönünde) başvurabilir. İspat sadece ve tamamen İİK 68 belgeleriyle yapılmak zorundadır.
3. Süreler (6 Ay ve 1 Yıl): İtirazın iptali için kanun, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık süre tanımıştır. İtirazın kaldırılması için ise bu süre 6 aydır. Her iki süre de hak düşürücü niteliktedir.
4. Harçlar (Maktu ve Nispi Oranlar): İtirazın kaldırılması talebinde mahkemeye “maktu” (2024 ve ilerleyen yıllar için her yıl yeniden değerleme oranına göre belirlenen sabit miktar) bir harç ödenir. Milyonluk bir alacak için de, bin liralık bir alacak için de mahkemeye ödenen başvuru harcı aynıdır. İtirazın iptali davasında ise dava değeri üzerinden “nispi” (oransal – genellikle binde 68,31’in dörtte biri peşin olmak üzere) harç ödenir. Dava değeri arttıkça mahkeme masrafı da doğrudan ve ciddi oranda artar.
5. Hükmün Niteliği (Şekli vs. Maddi Kesin Hüküm): En kritik hukuki fark buradadır. İtirazın iptali davası sonucunda verilen karar, “maddi anlamda kesin hüküm” oluşturur. Yani mahkeme alacağın var olduğuna veya olmadığına karar verirse, taraflar bu konuyu bir daha başka bir davada (istisnai yargılamanın iadesi halleri hariç) tartışamazlar. İtirazın kaldırılması kararı ise “şekli anlamda kesin hüküm”dür. İcra Hukuk Mahkemesi sadece “elimdeki evraklara göre takip devam edebilir veya edemez” der. Örneğin talebi reddedilen alacaklı, pes etmek zorunda değildir; gidip genel mahkemede itirazın iptali davası veya alacak davası açarak şansını genel hükümlere göre tekrar deneyebilir.
| Karşılaştırma Kriteri | İtirazın İptali (İİK 67) | İtirazın Kaldırılması (İİK 68) |
|---|---|---|
| Görevli Mahkeme | Genel Mahkemeler (Asliye/Ticaret vb.) | İcra Hukuk Mahkemesi |
| Başvuru Süresi | İtirazın tebliğinden itibaren 1 Yıl | İtirazın tebliğinden itibaren 6 Ay |
| İspat Araçları | Her türlü yasal delil (Tanık, yemin vb.) | Sadece İİK m. 68 belgeleri |
| Kararın Niteliği | Maddi Anlamda Kesin Hüküm | Şekli Anlamda Kesin Hüküm |
| Dava Harcı | Nispi (Alacak değerine göre oransal) | Maktu (Sabit ve miktar bağımsız) |
| Arabuluculuk Şartı | Ticari/Tüketici ise Zorunlu Dava Şartı | Arabuluculuk Şartı Yoktur |
Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere, itirazın kaldırılması ve itirazın iptali farkları konusu alacaklı vekillerinin (avukatların) atacağı ilk adımı belirleyen en hayati yol ayrımıdır. Yanlış mahkemede, yanlış taleplerle açılacak davalar, hem sürenin geçmesi nedeniyle hakkın kaybına hem de davayı kaybeden tarafın ciddi avukatlık ücretleri ve yargılama giderleri ödemesine yol açacaktır.
- alacak tahsili
- arabuluculuk dava şartı
- asliye ticaret mahkemesi
- borca itiraz
- faturaya dayalı icra takibi
- haksız itiraz tazminatı
- icra dairesi yetki itirazı
- icra hukuk mahkemesi
- icra inkar tazminatı
- icra takibine itiraz
- iik madde 67
- iik madde 68
- ilamsız icra takibi
- imzaya itiraz
- itirazın geçici kaldırılması
- itirazın iptali
- itirazın iptali davası süresi
- itirazın iptali harç
- itirazın iptali şartları
- itirazın iptali ve kaldırılması
- itirazın kaldırılması
- itirazın kaldırılması maktu harç
- itirazın kaldırılması süresi
- itirazın kesin kaldırılması